Salatalık Turşusu

Kışın açılmaya mahkum salatalık turşularının bidonlarından ben çıktım. Kütür kütür yenecekken akşam yemeklerinde, kışlık montların ceplerinden çıkan bozuk paralarla alınmış çayların ısıttığı ellerde, Ankara gecelerine büründüm. Rakı kadehlerinin yanındaki bardaklarda duran şalgamlar gibiydim, dertle dikilmiş bardaklardan sonra mideleri yatıştıran.

Bacaklarımı Seğmenler’de buldular, karaciğerlerimi Ulus’ta. Akciğerlerim Güvenpark’ta dolmuş bekleyen insanların ayaklarına çarptı, şamyel sandılar yuvarladılar bir süre. Sonra Nevruz akşamına denk gelen gecede yakmak için sakladı ilkokula giden bir çocuk. Kalbimi yağmurlu bir akşamda terkedilmiş bir halde Kurtuluş Parkı’nda buldular. Üstünden ne kimlik çıktı, ne parmak izi ve etrafta yoktu da cinayet aleti. Hiçbir şüpheye mahal kalmadan intihar yazdılar adli raporlara. Ölmeyen bir şeyin katili yok sandılar, ama terk edenler de katildir, bunu unuttular. ‘Gitmek mi zordur kalmak mı’ diye sorarsan camdan içeri dolan trafik sesine, ağız dolusu küfürler edebilir sana karşıki minareden. Ve bir imam, hiçbir zaman dolduramaz camisini meyhanelerden çok. Çünkü insanlığın mabedidir meyhaneler, duaların yürekten edildiği ve tokuşturulan kadehlerin tanrıya mesaj gönderdiği.

Uzun saçlı ve dekolteli elbise giyen bir kadının kucağına yatarken yakaladım ellerimi, bir bankta oturmuşlar iki taraflarındaki sokak lambalarının kahkahalarını dinliyordular. Kadının ayak bileğindeki köprü dövmesinden geçip, aklımın tası tarağı toplayıp gittiği memleketi aradım. Kalın bağırsağım çarşafa dolanmış, klozete küsmüştü. Kendisine orospu gibi davranıyormuş güya, tuttum iki tane çaktım ağzına. Aklını toplarken o, ben de kendi beynimin yer ihbarını duydum. Kızılay’da bir üst geçitte. Tutukluğu tam bir kadın sürdü ve bir kez izin verdiler görüşmemize. ‘Neden üst geçitteydin’ dedim. ‘Yalnız kalmak istedim’ dedi. İşte Ankara’da bir buna hak verdim, bir de ayazların soğukluğuna.

Demek ki böyle oluyormuş insan sevince. Sadece götü başı değil tüm organlarını dağıtıyormuş. Her biri ayrı suçlu, her biri kırılmış ve her biri saçma sapan. Ayrılan parçaları birleştirdiğinde de bir hıyar kalıyormuş eline, böyle mayhoş, tuzlu, kütür kütür.

İlk yayın tarihi: 24 Eylül 2016

Leave A Comment

Your email address will not be published.