Hastret

Terleyen avuçlarını, sol kulağının arkasındaki beni, gülünce sola kayan ağzını, bildiğim tüm insanların hiç birini anımsatmayan sesini, sigarayı yakışını ve ilk fırtını, küfür ederkenki utanışını, insanlar içindeyken beni kurtar bakışını, hiç beklemediğim anlarda öpüşünü, herkes gittikten sonraki kendini bana bırakışını ve hatta köprücük kemiklerini özledim.

Karşıdan karşıya geçiyorsun bazen. Ben bazen yürüdüğüm caddelerde karşı tarafa üzülürüm hep. Geçer o tarafta yürürüm birazda. Kaldırım taşlarının gözyaşlarını görürüm. Hiç basılmamış yerlerine basarım özellikle, insanların ayağının tökezlediği o lanet yerlere. Bir zamanlar varlığı alışkanlık haline gelmiş dokunuşların eksilmesini en iyi onlar bilir.

Çay içen insanlara bayılırım. İçmeyenleri de seviyorum. Sigarayı, sigara bırakma hattını, nikotin sakızlarını ve patlıcanı da. Paketlerin üstlerindeki kamu spotları artık daha tatlı gözüküyor gözüme. Sen gittikten sonra, ben tutunabildiğim her şeyi seviyorum artık. Kuru fasulyeyi, babamı ve tuvalet pompalarını da.

Her gece silah sesleri duyuyorum. Adımı sayıklıyorlar. Şıp şıp şıp.. Kezzap damlıyor bir yerlerde, bir yerlerde bir kutu uyku hapı gidip onları kurtarmamı bekliyor. Elimi sigaraya uzattığımda bileğim bir jilete çarpıyor. Belimden aşağıda tuttuğum yorganın silikonu damarlarıma altın vuruş için hazırlanıyor. Sonra birden gittiğin aklıma geliyor. Hiçbirine gerek kalmıyor.

Okunacak kitaplar var, dinlenilmesi gereken şarkılar, gezilmesi gereken şehirler, tanışılması gereken insanlar. Yazılması gereken mektuplar var, yenmesi gereken yemekler, içilmesi gereken şaraplar, aşılması gereken birçok engel. Seyredilmesi gereken bulutlar var, uçulması gereken gökyüzleri, koklanması gereken birçok çiçek. Ama sevilecek bir sen varsın. Yalnız sen.

İnsan özleyince, ikiye katlanırmış dünya. Yan yana olsun diye sevenler, nehirler akmaz, dağlar sımsıkı yapışırmış toprağa. Bulutlar, ağaçlar çarpınca canı yanmasın diye kenara çekilirlermiş. Yanmasın diye canı dünyanın, güneş kafasını çevirir, ay dönmez,  yıldızlar kaymaz, tüm galaksi dururmuş. Sadece küçük bir an için, tüm bunlar mümkün olurmuş sevdiğinde. Ben böyle şeylere inanacak bir insan değildim ama sanırım çok özledim.
Geçenlerde duydum, bir kağıt en fazla 7 kere katlanırmış. Peki ya bir adam ne kadar katlanır?

İlk Yayın Tarihi: 6 Ekim 2016 Perşembe

Leave A Comment

Your email address will not be published.